![]() |
||
![]() |
||
|
|
||
|
|
İlk okuldan beri İngilizce konuşup-okuyup-düşünüp-yazıyorum, ama buradaki insanlarla daha iyi iletişim kurmak için Türkçe konuşmak gerekiyor. Bence bu durumda hiç bir sorun yok, ama sadece tek bir yerel dile saplanıldığında insan bulunduğu yerin bir adım ötesine gidemiyor. Ne yaparsanız yapın, fikirleriniz ne kadar iyi olursa olsun, insanlara ulaşmak için iletişim kurmak lazım. Arka planda görülen hayvan Leptothylops cinsi bir kör yılan. Milyonlarca yıl önce atalarının bacakları, gelişmiş duyu organları ve aktif bir yaşamları vardı. Sonra ne olduysa oldu, tek bir yaşam stiline aşırı derecede adapte olarak bunların hepsini yitirdiler. Günümüzde Leptothylops'ların bacakları, kuyrukları, gözleri, kulakları ve koku alma organları yok. Sadece Türkçe'ye bağlı kalmak da böyle bir şey bence, sınırlı bir ortama aşırı derece adapte oluyor, ancak oradan da bir adım öteye çıkamıyorsunuz. Gramer ve fonetik açısından İngilizce süper bir dil değil. Ama dünyanın üçte biri İngilizce biliyor. İletişim kurmayı bilmek gerek. Yoksa kimsenin umurunda olmuyorsunuz. Felsefî geyiği kısa keselim, Türkçe olan ve bu dilin kavramları dışında anlam yaratmayan film ve yazılarım bu sayfada. Memo Films'e giderek kendi filmlerimle Kameramla Kampüste şovlarına, Hikayelerden ise Esau Edom destanına ulaşabilirsiniz. İyi seyirler! |
|
![]() |
||